thimbles is love

thimbles is love

7 Aralık 2017 Perşembe

Japonya




Yeni bir yıl yaklaşırken, ben arkadaşımın Japonya seyahatinden benim için aldığı bu porselen yüksükle mutlu oldum.

Teşekkürler HANDAN.





Japonya ilginç gelenekleri, 38 milyon nufuslu başkenti, geyşaları, Sumo güreşçileri, bahçeleri, 
sakuroları, tapınakları ve elbette bir çok konuda geliştirdikleri teknolojileri ile değişik bir ülke.
ama;
Japonya dendiğinde benim aklıma ilk gelen  çizgi filmleri :)


Ben "Heidi" yi severdim.


Çocuklarım "Pokemon" ile büyüdüler.

Evde hala bir yerlerde Pikaçular var.

Sizin çizgi film kahramanınız hangisi idi? Haydi biraz düşünün. Merak ettim gerçekten :)



3 Aralık 2017 Pazar

Lizbon ve Kocaman bir teşekkür




Praça do Comercio Meydani Portekiz başkentinin en şirin, en büyük meydanı. 
Önde görünen Kral Jose I abidesi




 Eski bir Fenike kolonisi , Roma bölgelerinden birinin başkenti Lizbon, 714 yılında Araplarin eline geçer (mağribiler). Bir çok Afrika ve Yeni dünya keşiflerinden nasibini 15. ve 16. yüzyılda layıkıyla alan, denizcilik ve kaşiflerin şehri Lizbon'un bugün eski şaşalı günlerinden geriye ananelere bağli bir ulus ve anıtsal yapılar kalmış.





Bana bu güzel yüksükleri göndererek koleksiyonumu arkadaşlığı ile de kalbimi zenginleştiren Amélia ya sonsuz teşekkürler.
VE
Birgün Lizbon da, o meşhur Sarı Tramvay'a binme ümidim ile sevgiler herkese.




21 Kasım 2017 Salı

Aziz Antonıo ve Kilisesi




Porto daki St Antonio Kilisesi İstanbul'un en büyük ve cemaati en kalabalık Katolik Kilisesi ile aynı adı taşıyor.


İstanbul da yaşadığım yıllarda Katolik komşularımızın düğünlerinde ya da sadece ziyaret için gittiğimiz bir kilisedir aynı zamanda.



Aziz Antuan, 1195 yılında Lizbon'da doğmuş. Görkemli ve zengin bir ailenin ilk oğluymuş. 

Bir efsaneye göre, Lizbon Katedrali'nde, şeytanın varlığını hissedip yere bir haç çizerek onu kovmuştu.
Geçmişle hiç bir bağlantısının olmaması için, adını Antuan olarak değiştirmiş.

Barış ve iyilik havarisi olarak bilinir. 


************

Bloğumun 100. izleyiciye ulaşması adına;



Mümkün olsaydı böyle bir kutlama yapardım :)


11 Kasım 2017 Cumartesi

Portekiz Çinileri



Pişirilmiş toprağın üzerine dekoratif süslemeler yapılıp sırlanmasıyla oluşturulan çininin tarihçesi MÖ 13. yüzyıl Mezopotamya’sına dayanmaktadır. 

Mağribiler tarafından İber Yarımadası’na taşınan zellij, hafif bir isim değişikliğine uğrayıp azulejo olmuş; İspanya’nın Endülüs bölgesinde yaygın bir şekilde görülse de, esas gelişimini Portekiz’de göstermiştir. 


Portekiz mimarisinin en karakteristik özelliklerinden olan azulejo, Lizbon’da kiliselerin, sarayların, sıradan evlerin, okulların, restoranların, barların, ve hatta tren istasyonlarının duvarlarını süslemektedir. 







Güzel bir Pazar günü ve ardından gönlünüzce bir hafta dileğimle
Sevgiler :)





5 Kasım 2017 Pazar

Cascais




Dünya sosyetesinin buluşma noktalarından biri olarak kabul edilen Portekiz’in rivierası Cascais’in tarihi oldukça eskilere dayanıyor.
Eskiden bir balıkçı köyü olan Cascais, İspanya’da Endülüs’ün Araplar tarafından fethinden sonra ele geçirilmiş, birkaç asır süren Arap egemenliği sonunda 1153’de Portekiz Kralı I.Alfonso tarafından tekrar geri alınmış.
1537 yılında Portekiz’in ilk deniz feneri burada yapılmış. Halen mevcut fener ise ilk fenerin kalıntıları üzerine kurulmuş.



Burası aynı zamanda Lan Fleming’in etkilenip James Bond’u yarattığı yermiş.



Mutlu huzurlu yeni bir hafta ve harika bir kış mevsimi diliyorum.


30 Ekim 2017 Pazartesi

Balıkçı Kadınların Kasabası Nazare




Nazare, dün olduğu gibi bugünde Portekizli balıkçı kadınların kasabası olarak biliniyor.
Bu çalışkan kadınların tıpkı yüksüğün üzerinde görüldüğü gibi etek, önlük, yün şal
ve baş örtüsünden oluşan geleneksel bir kıyafetleri var. Altın küpeleri de.

Nazare'de Portekizli balıkçı kadınlar Nazare'nin yedi eteği olarak bilinen
 bir giysiyi giyiyorlar.
7 farklı renkten oluşan bu etek haftanın 7 gününü temsil eder 
ve gökkuşağı renklerinden oluşuyor.


Nazaré sahil kıyısında, Portekiz’in başkentine 126 km uzaklıkta bulunan ve 
Portekizler için çok özel olan bir kasaba.
Ben hem bu kasabayı, hem de onun balıkçı kadınlarını çok sevdim. 
Ne kadar güzel bir kumsalı ve hikayeleri var, baksanıza.

Yeni hafta herkese sevgi sağlık ve huzur getirsin.

28 Ekim 2017 Cumartesi

Douro- Portekiz


Portekiz deki Douro Vadisi, Porto şarapları ve Duoro nehri ile ünlü.
Duora da inanılmaz güzellikte bir Doğa Parkı bulunuyor.

Avrupa da en güzel seyahat rotaları arasında Lizbon dan Porta ya düzenlenen 
Duoro nehir turu varmış.



****

Bir sre boyunca paylaşmak istediğim bu harika Portekiz yüksükleri bana  canım arkadaşım
Amélia'nın hediyeleri. 
Amélia yı sizler tanıyorsunuz Zaten. Çok kapsamlı bir yüksük koleksiyonu sahibi kendisi.


Bu yayın vesilesi ile ona buradan kocaman öpücükler teşekkürler yolluyorum.
Ve hepinize ögnlünüzce bir hafta sonu tatili dileklerimi ve sevgilerimi sunuyorum.




22 Ekim 2017 Pazar

Kos Adası-Yunanistan




Bu güzel yüksük, geçen yaz Kos'a giden arkadaşım Nalan'ın bana hediyesi.

* Kos adası Osmanlı ismi ile İstanköy adası, Bodrum’un hemen yanıbaşında,
 Anadolu topraklarına 8 mil uzaklıkta ve bugün 3000 Türk'ün yaşadığı bir Ege adasıdır.

1912 yılına kadar 400 yıl boyunca Osmanlı imparatorluğu sınırları içerisinde yer almıştır.    Ada’nın en önemli özelliği ise; 
Hipokrat’ın  İO 460 yılında Kos adasında doğmuş olmasıdır.



Daha önce koleksiyonumda bulunan Santorini Adasından gelen bu yüksük ile benzer olsa da, her ikisinin üzerine kendi adalarının görüntüleri resmedilmiş.




Mutlu ve sevgi dolu bir Pazar diliyorum.



16 Ekim 2017 Pazartesi

El Yapımı Yüksükler






Koleksiyonerliğe başlarken el yapımı yüksükler edinmeyi hiç düşünmemiştim doğrusu.
Zaman içinde beğenilerim, önem verdiklerim değişti ve bu el yapımı yüksükleri
sevgili Chuco dan özellikle rica ettim.

Yolda meleğimin bir kanadı kırılmış ama olsun.
Uçmasını değil, uslu uslu yerinde oturup dünya barışı için dua etsin istiyorum zaten :)



13 Ekim 2017 Cuma

Ekvador




 Ekvador, Güney Amerika'da temsili demokrasi ile yönetilen bir cumhuriyet.
 Kuzeyde Kolombiya, doğu ve güneyde Peru ile komşudur ve batısında Büyük Okyanus var.








Bir önceki paylaşımda da Ekvador yüksükleri vardı.
Bunlarda diğerleri gibi Tagua Yüksükler ve el boyaması.

********

* Ülkenin resmi dili İspanyolca olan Ekvador'un başkenti Quitodur.

* Nüfusu 15 milyondur

* Ekvador, 22 eyaletten meydana gelir ve her eyaletin kendi idari merkezi bulunur.

* Ülke: La Costa, La Sierra, El Oriente ve Galapagos Adaları'nı da kapsayan Región Insular adındaki dört temel bölgeden oluşur.

 * Dünyanın en iyi kakao çekirdeklerinin üretildiği.

* Ekvador Yağmur Ormanları'nı kesmemek için çıkarabileceğinden daha az petrol çıkaran bir ülke aynı zamanda.

***********

Herkese mutlu bir haftasonu dileğimle.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Tagua Yüksükler - Ekvador


Bu enteresan yüksükler, bana çok uzaklardan, Ekvador dan geldi.

Ekvador dan bir arkadaşım takas için yüksükler istediğinde,
 karşılığında bana bu ilginç yüksükleri göndereceğini bilmiyordum.
 Fotoğrafları görünce çok beğendim.
Alışılmışın dışındaki malzeme, yerel sanatçının elinde harika birer sanat eserine dönüşmüş.




Ekvatorda 8 aktif yanardağ bulunuyormuş.
Zaman zaman faaliyete geçen Cotopaxi Yanardağı.




Ingapirca Şehri ( İnka Duarı )



Darvin'e ilham eren Galapagos Adaları da Ekvador'a bağlı.



Tagua
Güney Amerika'da yetişen altı tür palmiyenin tagua adı verilen tohumları. Boyları 9 cm'ye varan beyazımsı bu tohumlar kuruduğunda sertleşiyor. Bu nedenle bu tohumlara "bitkisel fildişi" de deniyor.






Tıpkı fildişi gibi tagua da oyulup cilalanabiliyor. Bunlar küçük heykelcikler ve takı yapımında kullanılıyor.
Fildişine çok benzeyen sert tagua tohumları, dişleri için avlanan Afrika fillerini koruyabilir.
Vahşi ortamdaki fillerin sayısı giderek azalıyor. Fildişine olan talep nedeniyle günde 100 kadar filin kaçak avlandığı tahmin ediliyor.
Dilerim bu alternatif  malzeme kalan filleri kurtarabilir.

Yeni hafta güzellikler getirsin.





24 Eylül 2017 Pazar

İstanbul



Oğlumun kız arkadaşı İstanbul hatırası olarak bana bu güzel çini yüksüğü getirdi.
Çok sevindim, mutlu oldum ! 




Hiç kimse İstanbul’a kayıtsız kalamaz. 7 tepesi, içinden geçen denizi, doğal liman olan Haliç’iyle tarih boyunca eşsiz, biricik bir şehir olmuştur. İstanbul’un tarihi de şehrin görkemine yakışır zenginliktedir.
Daha kuruluş efsanelerinden itibaren etkileyicidir hikâyesi: Yunanistan’da, Megara’dan yola çıkan Byzas, yeni bir şehir kurmak istemektedir. Yer konusunda gidip Delfi Kahini’ne danışır. Kahin de, şehrini “Körler Ülkesi’nin karşısına” kuracağını söyler. Byzas kafası karışmış bir şekilde dolanırken, bugünkü Sarayburnu’ndan o günkü Khalkedon’a (Kadıköy) bakarak, “Bu körler niye şehirlerini bu güzelim yer dururken o çorak yere kurmuşlar ki?” diye düşünür. Ve tabii aklına Delfi Kahini’nin sözleri gelir. İstanbul’u nereye kuracağını bulmuştur.
İstanbul adı ise, sanıldığı gibi şehre Osmanlılar tarafından konmamıştır. Daha eskidir. 9. yüzyılda Fütuh’üş-Şam adlı eserde bir insan ismi olarak geçer. Rum Meliki Timaoş’un oğlu İstanbul, dört sene süren hükümdarlığı boyunca şehrin inşaası için çalışır. Ama şehri yerine geçen Konstantin tamamlar ve adını koyar. 10. yüzyıl kitabı Tenbih (Mesudi)’de İstinbolin olarak geçer. İstanbul adıyla ilgili bir kısmı birbiriyle çelişen başka birçok bilgi vardır. Ayrıca İstanbul, binlerce yıl boyunca Byzantion, Konstantinopolis, Konstantiniyye, Asitane, Darülhilafe, Dersaadet gibi onlarca isimle anılmıştır.


İstanbul’un tarihi üç yüz bin sene önceye kadar gider. Küçükçekmece Gölü civarında, Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı düşünülmektedir. Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ’a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ’a özgü aletlere rastlanmıştır. 2008’de Marmaray tüp geçidi kazıları sırasında Cilalı Taş Devri’ne (MÖ 6500), Anadolu Yakası’nda Fikirtepe’de yapılan kazılarda Bakır Çağı’na (MÖ 5500–3500), Kadıköy’de ise Fenikelilere ait kalıntılar bulundu.
Yukarıda efsanesini anlattığımız Kral Byzas’ın hüküm sürdüğü MÖ 667 yılında Byzantion kurulur. Kente Roma İmparatorluğu hâkim olunca, kente Septimius Severus tarafından kısa süreliğine oğlunun adı Augusta Antonina konur. İmparator I. Konstantin zamanında kent, Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilir. Bu sırada Nova Roma olarak değiştirilen kentin adı benimsenir. Ve 337 yılında İmparator I. Konstantin’in ölümüyle Konstantinopolis’e çevirilir.
324 – 1453 yılları arasınındadır. İstanbul bu dönemde Roma’nın doğusunun yönetim merkezi olmuştur. Bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir her bakımdan genişlemiş, gelişmiştir. 100.000 kişilik bir hipodromun (Sultanahmet Meydanı) yanı sıra, limanlar ve su tesisleri yapılmıştır. Dünya’nın en büyük katedrali olan Ayasofya’yı 360’da kuran Konstantin; böylece Roma İmparatorluğu’nun dinini de Hıristiyanlık olarak değiştirmiş ve Pagan Roma dinine inanan Batı ile ilk kopuş bu dönemde olmuştur. Bizans İmparatorluğu, I. Theodosius’un ölümü ile başlar. 476’da Batı Roma yıkılınca, Batı Roma İmparatorluğu’ndaki Romalıların büyük bir çoğunluğu buraya göç eder. Ve Bizans İmparatorluğu’nun da başkenti böylece İstanbul olur. 543’teki veba salgını nüfusun yarısını öldürür. İmparator I. Jüstinyen şehri yeni baştan kurar. Defalarca saldırıya uğrayan İstanbul, 1204’te 4. Haçlı Seferi’nde yağmalanır, enkaz haline getirilir. Latinlerin dönemi 1261’de sona erer. Bu dönemden sonra giderek küçülen Bizans; Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1391’den sonra kuşatılmaya başlanır.
Efsane fetih, 29 Mayıs 1453’te gerçekleşti. Bu tarih, ayrıca Ortaçağ’ın sonunu tanımlar. Osmanlı döneminde İstanbul hızla gelişmiştir. Yüzlerce saray, çarşı, cami, okul ve hamam açılmış, İstanbul 50 yıl içinde Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların uyum içinde yaşadığı, dünyanın en büyük şehirlerinden birisi haline gelmiştir.
Haliç’in üzerine köprü, Karaköy’e tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulması gibi birçok yenilikle modern bir şehir halini almıştır. 1918’de İtilaf Devletleri tarafından işgal edilir.
İstanbul’un 2500 yıllık başkentlik dönemi, Cumhuriyet’le birlikte, 29 Ekim 1923’te sona erer. Ancak bu tarihten itibaren dünyanın en kalabalık, ekonomik ve kültürel açıdan en hareketli şehri olmaya doğru emin adımlarla ilerleyecektir.
Genç nüfusuyla Türkiye’nin modernleşme serüveninden payına düşeni fazlasıyla alan İstanbul, günümüzde dünyaya birçok alanda entegre olmuş bir şehir haline gelmiştir. Nitelikli iş gücü, kültür ve eğlence turizmi dendiğinde akla ilk gelen metropoldür.
Bugün İstanbul’un toplam 39 ilçesi vardır. Bu ilçelerin 25’i Avrupa Yakası’nda, 14’ü ise Anadolu Yakası’ndadır. 14.160.467 kişilik nüfusuyla iktisat ve nüfus açısından da dünyanın en büyük metropollerinden biridir.

******************
Kısaca benim doğduğum güzel şehrin hikayesi bu.
Siz hangi şehirde doğdunuz acaba?
Yazar mısınız?

MUTLU BİR PAZAR GÜNÜ DİLİYORUM